yeni parantezler   charles bukowski   john fante   hızlı gazeteci   milo manara   Mizah   Karikatür   Çizgi Roman   Güncel Kitaplar   Edebiyat   Fıkra   kitaplardan seçmeler   parantez'in kitap listesi   ilhan yayınları & delta yayınları  
   anasayfa
   

@ GÜNCEL KİTAPLAR

yanlis anlasilmis filmler
YANLIŞ ANLAŞILMIŞ FİLMLER
OSMAN CAVCI

Figen Han, Bülent Kayabas, Funda Gürkan, Zerrin Dogan, Edwige Fenech, Irfan Atasoy, Mine Soley, Zerrin Egeliler, Yasemin Ünlü, Melek Görgün, Kazim Kartal, Banu Alkan, Aydemir Akbas, Aynur Akarsu, Tamer Yigit, Murat Soydan, Cihangir Gaffari, Feri Cansel, Gülben Ergen, Dilber Ay, Yalçin Gülhan, Öztürk Serengil, Sylvia Kristel, Hadi Çaman, Seyyal Taner, Levent Çakir, Ünsal Emre, Faruk Peker, Ceyda Karahan, Mete Inselel, Emel Aydan, Behçet Nacar, Salih Güney, Arzu Okay, Sermet Serdengeçti, Necla Fide…

Bir Daha Affetmem, Ikili Oyun, Hirsiz Milyoner, Arzular Uyaninca, Kilink Istanbul'da, Lekeli Kadin, Erkek Kazim, Halime'nin Kizlari, Çarli'nin Kelekleri, Atin Intikami, Ölüm Fermani, Takma Kafana, Yalan, Köylü Kizi, Mayis Sikintisi, Kolsuz Kahramanin Kolu, Dansöz, Emmanuelle, Firçana Bayildim Boyaci, Dedenin Fantezileri, Cemile, Katran Bebek, Kafes, Yirt Kazim, Intikam Kadini, Gecelerin Kadini, Ölüm Busesi, Kivril Fakat Kirilma, Bu Kutu Baska Kutu, Sansar, Ikimiz de Sevdik, Sehvet Uçurumu, Çilgin Ama Tatli, Kader Çikmazi, Parçala Behçet, Yumurtanin Sarisi, Tokmak Nuri, Yengen…

70'li yillardan günümüze erotik, avantür, western, seks, komedi…
Kültlesmis, kültlesecek filmler…
Mizahi bir dille, sevecen bir bakisla, anilarla süsleyerek yanlis anlasilmis filmleri dogru anlamamiz için bir kilavuz…
Osman Cavci, zamaninda anlasilmamis filmlere yeniden bakiyor…

(Yanlış Anlaşılmış Filmler, Osman Cavcı, 152 sayfa)



BÜTÜN ERKEKLER AYNI ŞEYİ İSTER
Yvonne Kroonenberg

"Bir kurbağayı öperiz ve o bir prense dönüşür. Birlikte yaşamaya başlarız ve bir süre sonra tekrar bir kurbağaya dönüştüğünü görürüz"
Yvonne Kroonenberg, erkekleri 'yumuşakçalar', 'pısırıklar', 'kalem efendisi' gibi sıfatlarla tanımlıyor. Ve kısaca hepsine 'çok basit hayvanlar' denebileceğini yazıyor.
Mücadeleci, pornografiyi ve randevuevlerini savunan bir feminist, Playboy okurlarının maçoluğuyla dalga geçen bir Playboy yazarı.
Kroonenberg, bu kitabında en sevdiği temayı, erkekleri ele alıyor.
Çarpıcı bir üslupla tuhaf bir fenomen olan aşkı ve insanın niçin durup dururken bu tuzağa düştüğünü araştırıyor.


(Bütün Erkekler Aynı Şeyi İster, Yvonne Kroonenberg, 112 sayfa)



BU ASK BİZİ CANLI TUTACAK - FENERBAHÇELİ OLMAK
BOZKURT K. YILMAZ

On ay boyunca neler hissettigimi, nasil darmadagin olup, nasil toparlandigimi, bir galibiyet ile nasil costugumu, sonra beklenmeyen bir puan kaybi ile hayata küsüp yemeden içmeden kesildigimi, tekrar ümitlenip nasil zirveye kosar adim tirmandigimi, ne yaptigimi, ne dinledigimi ufak tefek hikayeler, kendimin ve bu yolculugu beraber yaptigim arkadaslarimin düsünceleri, anilari ile anlatmaya çalistim. Hikayeler, kahramanlar, isimler gerçek mi hayal mi, ben de bilemiyorum.

Elinizdeki bir nevi futbol ve taraftar kitabi olarak bir sezonun duygusal degerlendirmesi.

(Bu Ask Bizi Canli Tutacak - Fenerbahçeli Olmak, Bozkurt K. Yilmaz, 238 sayfa)



 akintiya kürek
AKINTIYA KÜREK
ÖMER MADRA

"Bireyler, kendi eylemlerinden sorumludurlar. Entelektüel, yeryüzünde ve kainatta olan biteni gözleyen, olup bitene kritik gözle bakan bireydir. O, bakar, bir an olsun basini çevirmeden bakar, görür ve sürekli elestirir. Kisinin entelektüel sorumlulugu dogrularin söylenmesini, yayanlarin açiga çikarilmasini zorunlu kilar."

"Akintiya Kürek", Ömer Madra'dan Dünya'ya ve Türkiye'ye entelektüelce bir bakis, net bir tavir.

1945 yilinda Istanbul'da dogan Ömer Madra, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni (diplomasi ve uluslararasi iliskiler bölümü) birincilikle bitirdikten sonra (1968), ayni fakülte'nin uluslararasi hukuk kürsüsünde 13 yil süreyle ögretim üyeligi yapti. 1982 yilinda üniversitedeki görevinden istifa eden Ömer Madra, Milliyet gazetesinde, playboy, sehir, gergedan ve start dergilerinde kurucu, editör ve yazar olarak çalisti (1985 - 1988). Arredamento/Dekorasyon ve Günes gazetesinin pazar eki'nin (p.eki) yayin yönetmenligini ve köse yazarligini da yürüttü. 1991 yili sonunda "Romanimla Sana Bir Ses..." adli romanini (Remzi Kitapevi) Rüzgâra Karsi adli kitabini 1996 yilinda (Yapi Kredi Yayinlari) yayinladi.

13 kasim 1995 tarihinde yayin hayatina atilan Açik Radyo'nun (94.9) kuruculari arasinda yer aldi; halen de bu radyonun yayin yönetmeni. Ayrica, Istanbul Bilgi Üniversitesi'nde uluslararasi iliskiler ve uluslararasi hukuk dallarinda ögretim üyesi olarak görev yapmakta.

(Akintiya Kürek, Ömer Madra, 160 sayfa)




yanlis anlasilmis filmler

İKİNCİ EL YALNIZLIK

Ceyhun Yılmaz

doğduğumdan beri öleceğimi duyuyorum
bir gün bile yaşamaktan vazgeçmedim…..
kırılma ihtimali sana ait değil
incinmek kelimesinin anlamı
benim sözlüğümde de var
yaşayanı sevmiyor sokak adları
kendi adını görerek yaşamaya
layık değil mi insanoğlu
hüzün; tuzu gibi hayatın
ve kilo aldırır diye
kaçtım nice aşktan




(İkinci El Yalnızlık, Ceyhun Yılmaz, 72 sayfa)


 ben sana yanarken simdi
BEN SANA YANARKEN ŞİMDİ SEN KİMBİLİR NEREDE ÜŞÜYORSUN?
CEYHU
N YILMAZ

Elinizde tuttuğunuz kitap

Bir yüregin birden çok fazla yüregi düsünüp yazdigi siirlerden olusur.

Sair siir yazmaz içinde bir siir vardir zaten sairin

Bu kitapta okuyacaginiz siirler yagmurludur

Bittiginde ya gözler ya da yürekler islanir

(Ben Sana Yanarken Şimdi, Ceyhun Yılmaz, 64 sayfa)



KASIM'IN BIÇAK YARASI
CEYHUN YILMAZ

Ne güzeldir "sokak" sözcügü!
"Çocuk" sözcügü de güzeldir.
Ama biz "sokak çocugu" taimini kötü amaçli kullaniriz.
Sokak Çocuklari:
Kimileri ev ödevini yaparken, sokakta oynayan
çocuklardir onlar.
Ceyhun Yilmaz ev ödevi olarak görmez siiri.
Sayfanin kenarina renkli kalemlerle yapilan
süsler gibi siir yazmak onun isi degil.
Ayak sesleriyle dolu, terlik giymeyen bir siir?
O, sokak çocugudur siirin!
Dizleri de, dizeleri de yaralidir bu yüzden.
Gülümser sürekli olarak,
firlatilan bir terlikten kaçan bir kedi sicakligiyla?
Annesinin eve çagiran sesine kulak asmaz.
Evlerine dönmekte olan siirin babalarindan da hiç korkmaz.
Özgürdür ya,
bu yeter Ceyhun'a.

Sunay Akin

(Kasım'ın Bıçak Yarası, Ceyhun Yılmaz, 64 sayfa)


 aysegül kitapta
AYŞEGÜL KİTAPTA
AYŞEGÜL ALDİNÇ

Diplomasinda 'Seramik Sanatçisi' yaziyor.
'Meslegin ne?' diye sorduklarinda 'Sarkici ve oyuncuyum' diyor.
Küçüklügünden beri eli kalem tutardi da bu konuda elinden tutani olmadigi için bu yönü gizli ve kapagi da kapali kaldi.
Simdi, üç yildir köse kapmaca oynuyor.
Iste, 'Aysegül Okulda'
'Aysegül Sahnede'
'Aysegül Beyazperdede'
'Aysegül Gazetede'
ve son olarak 'Aysegül Kitapta'.
Açin bakalim sayfalari, sahiden kitapta mi?
Aysegül Aldinç'i tanitmaya gerek yok aslinda. Müzik ve sinemadaki basarilarini bir çogumuz yakindan izliyor.
Aysegül Aldinç, bir süredir de köse yazarligi yapiyor. Hemen her hafta düzenli olarak hayata bakisini yansitan, yasadiklarindan güzellikler çikartip onlari paylasmaya çalisan yazilar yaziyor.
Isim babaligini Can Dündar'in yaptigi "Aysegül Kitapta"da bu yazilardan akilda kalanlari, dönülüp bir kez daha okunup paylasilacak olanlari seçip kitaplastirdi.  Kitapta Aysegül Aldinç'in 46 yazisi yer aliyor.

(Aysegül Kitapta, Aysegül Aldinç, 144 sayfa)


 öteki türkiye
ÖTEKİ TÜRKİYE

SERDAR TURGUT

Serdar Turgut, "Türk ekonomisinin yalnizca 6 milyona hizmet ettigini ve nüfusun geri kalan 58 milyonunun açlik sinirinda yasadigini" yazip, Öteki Türkiye kavramini ortaya atinca gerçek bir tartisma yasandi. Önce ekonomi yazarlari arasinda baslayan bu tartisma zamanla politika yazarlarinin da ilgisini çekti. Sonunda politikacilar, Öteki Türkiye kavraminin içi bos bir kavram olmadigini aksine Türkiye'de bugün yasananlarin, siniflar arasinda git gide artan uçurumun farkina vardilar. Siyasi söylemlerde simdi Öteki Türkiye kavrami var...

Öteki Türkiye'de Serdar Turgut, ekonomi yazilarini biraraya getiriyor. Bu kitap, Öteki Türkiye kavraminin nasil dogdugunu, onun maddi temellerini, bu kavram çevresinde gelisen tartismayi ve Türkiye'nin gelecegini merak edenler için çok yararli bir kaynak.

(Öteki Türkiye, Serdar Turgut, 120 sayfa)



SERDARAMUS
SERDAR TURGUT

Yayıncım dedi ki, ''Türk insanını kıymetli fikirlerinden mahrum etme. Vatandaşlarlarımız senin düşüncelerinden her an yararlanmak istiyorlar.İkinci kitabı çıkarmamız gerekiyor''
Ben de ona ''Bana ne vatandaşların ne istediğinden'' dedim.
Sonra o bana ''Maymunu Tokatlamak kitabından sonra ikinci kitabı hemen çıkaracağız demiştin.Beni üzme artık''dedi.
Ben de ona ''Bana ne senin ne olduğundan'' dedim.
Sonra o bana ''Kitabı hemen hazırlamazsan seni gebertirim'' dedi.
Ben de ona ''15 gün içinde kitap hazır'' dedim.
İşte sonuç elinizde.

(Serdaramus, Serdar Turgut, 160 sayfa)



BİNAENALEYH İYİYİZ İYİ
SERDAR TURGUT

Kitabın adına bakıp,bunun fevkalade ciddi siyasi yazılardan oluştuğunu sanabilirsiniz.
Halklısınız da, bu kez siyasi konuların ağırlıkta olduğu bir derleme bu.Ama katiyen ciddi değil.
Bana sorarsanız bu memleketin başına ne gelmişse son derece ciddi gözüken insanlardan gelmiştir.
Ciddi Politikacılar...
Ciddi gazeteciler ...
Sokaklar ciddiyetten yürünmeyecek hal aldı.
Ve hatta ciddi insanların sayısı hızla artarken,memleketin sorunları da aynı hızla artıyor.
Ciddiyet enflasyonu ile sorunlar arasında kesin bir bağlantı da var ve bunu inceleyen kitabı da bir gün mutlaka yazmayı planlıyor ...

(Binaenaleyh İyiyiz İyi, Serdar Turgut, 160 sayfa)



MAYMUNU TOKATLAMAK
SERDAR TURGUT

Yazı yazmak mastürbasyondur.Çünkü insanlar sonuçta sadece kendilerini tatmin etmek için yazarlar.
Bu kitaptaki yazılarda doğal olarak benim mastürbasyonlarımdır.Dolayısıyla bunu satın almanız için hiçbir neden göremiyorum.Yok ama diyorsanız ki fahişeler,sado mazoşist kulüplerde maceralar,seri katiller,beyzbol sopası ve elektrikli testere ile işlenen kanlı cinayetler,ölüme yapılan yolculuklar, müthiş kadın tavlama usülleri ve kadın erkek ilişkileri konusunda yaşam değiştirecek bilgileri merak ediyorum, o zaman ne yapabilirim alıp da okumaktan başka hiç bir çareniz yok.
Önemli bir şey daha var ...

(Maymunu Tokatlamak, SERDAR Turgut, 136 sayfa)



ŞEHİR EFSANELERİ
(İnanilmaz Ama Gerçek Yüzlerce Hikaye)
ERSAN ÖZER

Haliç'in dibi altinla dolu mu?
Japonlar çiplak gösteren gözlügü icat etti mi?
Ajda Pekkan porno film çevirdi mi?
Bütün Çinliler ayni anda ziplarsa dünyanin yörüngesi degisir mi?
Kola siselerinin dibiyle Cine 5 sifresiz izlenebiliyor mu?
Neil Armstrong uzayda ezan sesi duydu mu?
Lefter iki arkadasiyla koca bir inegi yarim saatte yedi mi?
Orhan ve Müslüm Babalarin esrar içme izin belgeleri var mi?

Bu kitabin konusunu olusturan hikayelere Ingilizce'de "urban legends" deniyor. Yani tam çevirisi bu kitabin da adi ayni zamanda: "Sehir efsaneleri". Aslina bakarsaniz bizde bu tür hikayeler genelde "geyik" olarak anilir. Sehir efsaneleri, masallari, geyikleri, söylentileri, her neyse iste, "bi arkadasin abisi anlatti; Haliç'in dibi var ya, silme altin doluymus türünden akla ziyan ama anlatana göre yüzde yüz dogru hikayelere Bati'da, "arkadastan arkadasa geçen hikayeler" deniyor. Çok basite indirgeyerek gerçek hayatla iliskilendirmek gerekirse yapilabilecek en iyi benzetme, çocuklarin oynadigi en sinir bozucu, gereksiz oyunlardan biri olan "kulaktan kulaga" olur. Yani domates kelimesi, kulaklara fisildana fisildana, "otur oturdugun yerde Herakles" haline dönüsür ya, sehir efsanelerinin olusumunda da iste bu isleyis geçerli. Kaynak; yasanan bir olay, gazete haberi, roman, film ya da kasitli çikarilmis bir söylenti olabiliyor ve sonuçta bunlar "kulaktan kulaga" sürecinden geçerek, aslinda akildisi gibi görünen ama bir yandan da "dogru da olabilir yaa" türünden efsaneler olarak çikiyor karsimiza.

(Sehir Efsaneleri, Ersan Özer, 144 sayfa)


 komple muamele
KOMPLE MUAMELE
MEHTAP KANDEMİR

Mehtap Kandemir Giresun'da dogdu. Üç yasinda Giresun'dan Kurtulus'a ablasinin yanina geldiginde hayatinin zorluklar ve mücadele dolu bölümü basladi. Çocuklugu para karsiliginda evlatlik verilerek ve ablasinin çocuklarina bakarak geçti. Bir yandan da çocuk isçi olarak fabrikalarda çalisti. Enistesinin tacizine ugradi. Yasli biriyle parasi için evlendirilmek istendi. Baskilardan kurtulmak için dikis ignesi yuttu, tentürdiyot içti, sansi yardim etti, ölmedi.

Bu hayattan kurtulmak için evlendi. Almanya'ya isçi olarak gitti. Bosandi. Geri döndügünde is aradi. Is bulamayinca çaresizlikten garsonluga basladi, konsomatristlik yapti. Konsomatristlik yaparken bir baskinda yakalandi, vesikalandi.

Kandirilip Diyarbakir'a götürüldü, genelevine satildi. Polisin yardimiyla kurtuldu. Hayat sartlari yine onu geneleve yöneltti.

Otuz sene araliksiz çalisti. Genelev kadini olarak hiç bir sosyal haklari olmadigini, sigorta bile yapilmadiklarini anlayinca emeklilik hakki için mücadeleye basladi. Patronlarini mahkemeye verdi.

Mücadelesini, üzerinden geçen arabalara, biçaklanmalara ve tehditlere ragmen sürdürdü. Mahkemeyi kazandi, bu sayede genelev kadinlari sigortalandi.

Mehtap Kandemir, Türkiye'nin emeklilik hakkini elde etmis ilk genelev kadini. Halen genelevde çalisiyor ve Öküz dergisinde yaziyor. Bu kitapta Mehtap Kandemir'in üç yildir anlattigi genelev ve hayat kadinligi gerçegini bulacaksiniz.

(Komple Muamele, Mehtap Kandemir, 112 sayfa)


 türk sinemasinda cinselligin tarihi
TÜRK SİNEMASINDA CİNSELLİĞİN TARİHİ
AGÂH ÖZGÜÇ

Agah Özgüç'ün incelemesi, bu alanda yapilmis en önemli çalisma özelliginde. Türk sinemasinin cinsellige nasil baktigini, onu nasil ele aldigini, tek tek filmlerden yola çikarak anlatiyor ve çalismasini görüntülerle, fotograflarla destekliyor.

Cinselligin hemen her yöneliminin Türk sinemasinin ilgi alanina girdigini görmek ilginç.

(Türk Sinemasinda Cinselligin Tarihi, Agah Özgüç, 360 sayfa)




 nereye?
NEREYE?

NECDET ŞEN

"Günlerden bir gün, tabakhaneye bir halt yetistirecekmis gibi kosusturan kuru kalabaliga lâf anlatmaya çalismaktan yorulup çenemi kapatmaya karar verdim ve kayboluverdim ortaliktan. Oysa bana 'az çizgi üstü bol lâf' karsiligi bol para ödüyordu matbuat hazretleri. Ama ne paraya ne vehmedilmis ehemmiyete ve ne de hazirlop nasihatlere kulak asmayacak kadar bezgindim. Candide'in yüzyillar evvel kendi siginagini buldugu kenti terkediyordum.

Ah, bir de neyi aradigimi, nereye gittigimi bir bilebilseydim...'

Necdet Sen'i gazetelerde yayinlanan 'Hizli Gazeteci' çizgi romani ile tanimistik. Farkli tarzi, çizim anlayisi ve en önemlisi olaylara, hayata, kaliplarin disinda sorgulayan bir yaklasimla bakisiyla ilgi çekmis, sevilmisti.

Sonra ortadan kayboluverdi. Gazetelerde, dergilerde çizmez oldu. Uzunca bir süre de sesi solugu çikmadi. Bir gün internette, kendi adini tasiyan "www.derkenar.com" web sitesi ile tekrar "merhaba" dedi. Bu web sitesindeki bilgilerden Necdet Sen'in "Nereye?" sorusunun pesinden yollara düstügünü, Iran'i, Pakistan'i geçerek karayolundan Hindistan'a kadar gittigini ögrendik.

Necdet Sen, "Uzak Asya yollarinda yayan yapildak bir iç yolculugun öyküsü" diye tanimladigi bu yolculuktan aldigi notlar, gözlemleri, çizimleri ve çektigi fotograflarla dönmüstü. "Nereye?"de bu birikim kitaplasti.

(Nereye?, Necdet Sen, 264 sayfa + 16 sayfa renkli fotograflar)


 yolum tibet'e düstü
YOLUM TİBET'E DÜŞTÜ
(Lhasa'nin Kör Çocuklari)
SABRİYE TENBERKEN

Sabriye Tenberken, 1970'de Almanya'da dogdu. Iki yasindayken geçirdigi bir hastalik sonucunda gözleri kör oldu. Tibetoloji, Sosyoloji ve Felsefe ögrenimi gördü. Üniversitedeyken dersleri izleyebilmek amaciyla Tibetçe körler alfabesi yaratti ve bunu körler için daktiloya uyguladi. Tibetçe - Almanca sözlük hazirladi.

Tibet'te özellikle dag köylerinde körlük oraninin çok yüksek oldugunu ve bu körlerin Tibet'in gelenekleri nedeniyle ya evlerde saklandiklarini ya da dilendirildiklerini, hemen hiçbirisinin okuma yazma bilmedigini ve herhangi bir iste çalisma olanaklari olmadigini ögrenince, Tibet'e gitmeye ve körlere yardimci olmaya karar verdi. Kizil Haç'a basvurdu. Kizil Haç yetkilileri, gönüllü olarak bir ücret almadan da çalisacak olsa bile bir köre görev veremeyeceklerini söyleyince tek basina Tibet'e gitmeye karar verdi.

"Yolum Tibet'e Düstü"de Sabriye Tenberken, Tibet'e gidisini, orada körler okulu açma çabalarini, geleneklere ragmen körlere egitim verme mücadelesini anlatiyor.

Sabriye Tenberken, sanildigi gibi bir Türk kizi ya da Türk kökenli bir alienin çocugu degil. Sabriye'nin en az kendisi kadar maceraci olan annesi, üniversite yillarinda Islam Sanati ögrenimini sürdürmek amaciyla Türkiye'ye gelmis ve erkek kiyafetiyle Dogu Anadolu'da Selçuklu Camilerinin ölçülmesi isinde görev almis. Türkiye'deyken "Sabriye" adini duymus, anlami çok hosuna gitmis ve bir çocugu olursa ona bu adi koymaya karar vermis.

Sabriye Tenberken, adina uygun olarak gerçekten çok sabirli bir kadin. Olmaz denileni gerçeklestirmis. Tibet'te bir körler okulu kurmakla kalmamis, simdi o okuldan mezun olacak çocuklara bir is alani yaratma pesinde. Eklem hastaliklarinin çok yaygin oldugu Tibet'te körlerin masör olarak çalismasini saglamaya çalisiyor. Öte yandan da körler için okul açma çabalarini dünyanin diger ülkelerine, Afrika'ya ve Güney Amerika'ya yaymak amacinda.

(Yolum Tibet'e Düstü, Sabriye Tenberken, Çeviri; Berrin Agaran, 208 sayfa + 16 sayfa renkli fotograf)


.:!:.

 

Adres: Asmalı Mescid mah. Tünel Meydanı, Tünel Geçidi İşhanı C Blok, D: 424 Beyoğlu - İstanbul
Tel/Faks: (0212) 252 65 16   E posta: parantez@yahoo.com   Web: www.parantez.net

Kitap istekleriniz için Tek dağıtım:
Punto Kitap Hizmetleri

Çobançeşme Mah. Altay Sk. No:8 34196 Yenibosna/ İstanbul
Tel: 0 212 496 1050 E-mail: punto@puntokitap.com

Kitaplarımızı bulabileceğiniz online satış siteleri:


   anasayfa
   

Tasarım: Sokak Kedisi